kaf.am.iyi.0 yorum var - 14 Haziran 2008 23:48Aradığımız kişiye hiçbir zaman ulaşılamıyordu. Piyanonun akordu asla tamir edilemiyordu; asla ağzımızdan doğru notayı çıkaramıyorduk. Abajurlarımızın ampülleri patlıyordu ve yenisini alacak haysiyetimiz yoktu. Ses tellerimizi kopartacak bir orgazm yaşıyoruz biz gülerken. İçimizden önce bereket tanrısı sonra kelebekler çıkıyor kusarak. Bir günlük nefesleri, şu üç günlük beş kuruşluk hayatta. Durmadan koşuyoruz yalnızlığa, kimse bize madalya vermiyor birinci gelsek de. Yalnızlığa ilk siz ulaştınız, tebrikler! Şimdi size ödül olarak bir tutam insanlardan nefret etme güdüsü veriyoruz. İkinciye platonik aşık olma yetisi veriyorlar. Üçüncü ÇOK SEVİLİYOR AMA HİÇ AŞIK OLMUYOR. İçimdeki balon bir otele dönüşüyor, belki tek yapmamız gereken orada konaklamak. Bir gün dünya da patlamayacak mı zaten biz sıkıcı insanlardan sıkılıp, işte ben de öyle böyle köşeye sıkıştırılmış haldeyim, dünya patlayana kadar beklemek zorunda olan yüz milyonlarrrrca insanlardan sadece biriyim. Yani ----kimseyim ben. 0 yorum var - 14 Haziran 2008 23:47bir orgazmın daha sonuna geldik sayın seyirciler. 0 yorum var - 14 Haziran 2008 23:46Tüm insanların tek ortak noktası bir kadının mağarasından çıkmak değil midir? Herkes bir üreme endişesinin çözümü. Nüfus hiç tükenmiyor ve prezervatiflerin hepsi bir ÜREME şebekesi tarafından delinmiş. Gel zaman git zaman, zaman aşağı zaman yukarı. Neden bir perde çekmiyoruz olanların üstüne, maskemiz ne zaman düşecek, işte bundan endişeliyim. Yeni bir maske almak çok zahmetli bugünlerde. Sadece yazı yazılan sevişilen uyunan ve yemek yenilen bir gezegen arıyorum. Eşyaların lazanyadan, çikolatalı kekten yapıldığı ve yiyene kadar hiç bozulmadığı bir gezegen. Hansel’i ve Gretel’i arıyorum, çocuklarını kaybeden onlarca ailenin çözümü olsunlar diye. Üvey anneler masalı çocuklarına anlatırken suçluluk duymalılar, işte bir masalın yazılış nedeni karşınızda. Yanlış hikaye kitabına girmişim, Külkedisi aslında travesti..Prens ibne bir ayak fetişisti. Bir futbol maçına dönüşüyor masal; topum hep TAÇ’a çıkıyor hayatta. Ofsayt diyor hakem ben gol attıktan hemen sonra. Adamlarım yetmişbeşinci kez kırmızı kart görüyor, faul yapıyor ve kavga ediyorlar. Hakem hırpalanmış, ağlıyor.Bu oyunda yarı sahadan sonrasına çıkması uygun görülmeyen bir kaleciyim ben..İstediğimce koşma şansım yok. 4-4-2 yeterli taktik değil. Teknik direktör seviştiği fahişe tarafından yatağa kelepçelendiği için maçı televizyondan izlemek zorunda. R a k i p t a k ı m e v i n d e i l k d e f a k a z a n ı y o r . . . 2 yorum var - 12 Haziran 2008 23:27Kitap aralarına baktım; bir cümlemin bir köşesinden koşarak çıkarsın diye. Üç ya da UÇ noktaların trafiğine takılmışsındır diye bekledim. Sinema salonlarının koltuklarına baktım, bir de otobüslerin son duraklarına, uyuyakalmışsındır diye. Hapishaneler gezdim, içindeki çocuğu öldürmüşsündür belki. Anneme inandım; bir umut, "içinde bir ben yokum" dediği çekmeceme baktım. Herkes oradaydı, eski sevgililer, arkadaşlar, hepsinden, bir fotoğraf, bir ses, bir saç teli, vardı işte. 1 yorum var - 12 Haziran 2008 23:23halat mahalline girilmesi tehlikeli ve yasaktır. 2 yorum var - 12 Haziran 2008 23:22Bence bankalarla alakalı en güzel şey, klimalı olmaları. O kadar ki biz sıcaktan bunalınca sıra numarası alıp bankada takılıyoruz. 1 yorum var - 12 Haziran 2008 23:20-Kasenin içindeki yüzlerce şam fıstığından, asla açılamayacak olanı bulmakta ustayımdır. 0 yorum var - 12 Haziran 2008 23:18düşüp duruyorum yeryüzünden, bağlanamıyorum bir hayata... Tek bir fotoğraf çekmek yetmiyor, anıları törpülemeye. İt gibi susadım köpek öldüren içmeye. Denizin dibine indikçe boğulmaktan kurtuluyoruz. Herşey tersine işliyor ---- mesela artık ben seni seviyorum. 0 yorum var - 12 Haziran 2008 23:17saatlerce yatakta yatıp, gözleri açık rüya görmek. işte yaptığımız buydu. açık açık söyleyemediğimiz, mezara kadar komplekslerimize yapışan küçük sırlarımız. kendimizden bile sakladığımız, başkalarına sanki başkasıymışcasına anlatıp, kendi arkamızdan güldüğümüz. yuvarlak takılarla mizacımızı yumuşatmak. bilimsel olarak inkar edilse de, ne kadar köşeli bir dünya bu yaşadığımız? herkes mutsuz, önyargılarla dolu ve kocaman bir öfke içimizde. herkesin bir başkasının hayatına imrendiği bir yeryüzü. evet, üç noktayla sonlandırılamayacak kadar yorgun cümlelerim var.. 1 yorum var - 12 Haziran 2008 23:17sevgili allah baba, dün yediğim domates çok güzeldi.Ellerine sağlık. |